Ana metne geç

Parsan BladeCenter ve sanallaştırma teknolojileri ile verimliliğini artırdı

Türkiye otomotiv sektörünün çelik dövme ve işlenmiş parça ihtiyaçlarını karşılayan önemli kuruluşlardan biri olan, ayrıca savunma sanayi ve madencilik alanlarına yönelik ürünler sunan Parsan, yeni bir ERP sistemine geçerken donanım altyapısını güçlendirmek ve daha merkezi hale getirmek için IBM’in BladeCenter ve System x sunucularını, DB2 veritabanını, Total Storage depolama ürünlerini ve Tivoli Storage Manager yazılımını içeren uçtan uca bir çözümü tercih etti.


“IBM ile ilişkilerimizde gördüğümüz şey, müşteri memnuniyetine birinci önceliği veriyor olmaları. IBM görüşlerinize değer vererek taleplerinizle ilgileniyor. Müşterinin sözü IBM’de yeterli bir referanstır, bunu başka bir şeyle kanıtlama zorunluluğu yoktur.”

İBRAHİM OFLEZER
Bilgi İşlem Müdürü
Parsan

Parsan Bilgi İşlem Uzmanı Engin Kamburoğlu

“Uzun yıllardır IBM ürünlerini kullanıyoruz. Deneyimlerimiz bize IBM’in yatırımlarımızı diğer firmalara göre daha iyi koruduğunu gösterdi. Örneğin mevcut sistemlerimizdeki CPU, disk, bellek gibi kaynakları yeni Blade donanımlarına taşıyabileceğiz. Ayrıca BladeCenter şaseleri içindeki sunucularımızı en yeni Blade şaselerine takabiliriz.”

“VERİMLİ ÇALIŞMAMIZDA IBM SYSTEM P SUNUCULARININ GÜCÜNE GÜVENİYORUZ”


Güriş Gurubu bünyesinde 40 yıla yakın süredir faaliyet göstererek Türkiye'deki ağır, orta ve hafif kamyonlar ile binek otomobillerin, tarım traktörlerinin, iş makinelerinin ve savunma araçlarının çelik dövme ve işlenmiş parça ihtiyaçlarının büyük bölümünü karşılayan Parsan, ayrıca savunma sanayi ve madencilik gibi alanlara yönelik ürünler sunuyor. Bilgi işlem altyapısında IBM’in System x ve BladeCenter sunucularını, DB2 veritabanını, Total Storage depolama ürünlerini ve Tivoli Storage Manager çözümünü kullanan şirketin Bilgi İşlem Müdürü İbrahim Oflezer ve Bilgi İşlem Uzmanı Engin Kamburoğlu ile görüştük.

Parsan’ın faaliyet alanından ve üretim süreçlerinde kullandığı bilişim çözümlerinden söz eder misiniz?
İBRAHİM OFLEZER:
Güriş Gurubu bünyesinde 40 yıla yakın süredir faaliyet gösteren Parsan, İstanbul-Pendik’te 97 bin metrekarelik bir arazi üzerine kurulu entegre bir çelik dövme ve işleme fabrikası. Türkiye'deki ağır, orta ve hafif kamyonlar ile binek otomobillerin, tarım traktörlerinin, iş makinelerinin ve savunma araçlarının çelik dövme ve işlenmiş parça ihtiyaçlarının büyük bölümünü karşılıyoruz ve üretimimizde otomotiv sanayi ürünlerinin payı % 80. Ayrıca savunma sanayi ve madencilik gibi alanlara yönelik ürünler sunuyoruz. Üretimimizin %70’ini dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç ediyoruz. Parsan’ın, uçak sanayi için iniş takımı dövme parçaları da üretiyor olması,

ulaştığı teknolojik seviyeyi ve güvenilirliğini kanıtlıyor. Yaklaşık 600 çalışana sahip bulunan işletmemizde, tamamı bilgisayar kullanıcısı olan beyaz yakalı çalışanların sayısı 120. Parsan, 80’li yıllardan itibaren kendi bünyesinde ciddi bir bilgi işlem kadrosu oluşturan ve IBM System/34 ile geliştirdiği yazılımlarla 1998 yılına kadar gelen bir şirket. Ardından Y2K problemi nedeniyle IBM AS/400’e geçilerek mevcut yazılımları da bu platforma aktarılmış.

Bilgi işlem ihtiyaçlarınız değişirken yeni IBM sistemlerine yatırım yapmaya nasıl karar verdiniz?
İBRAHİM OFLEZER: Engin Kamburoğlu ve ben 2002 yılında göreve başladığımızda, altyapıyla ilgili belirli ihtiyaçlar vardı. Öncelikle kullanılan uygulamaların güncel tutulması gerekiyordu ve kurumsal bir ERP sistemi arayışı başlamıştı. İşe başladığımızda bu konuda araştırma yapmakla birlikte, ilk yıllarda ERP projesi hayata geçirilemedi. 2006’da konu tekrar gündeme geldiğinde ERP çözümü olarak SAP seçildi ve bu sistemi besleyecek altyapı seçiminde IBM ve diğer iki marka ile görüşmeye başladık. Sunucu, veritabanı, yedekleme ve disk alanları için tek bir markadan toplam bir çözüm istiyorduk; bu nedenle IBM’i tercih ettik. Ayrıca Parsan’ın IBM ile ilişkilerinin uzun yıllara dayanması iki taraf için de bir avantajdı. Ben 30 yıldır IBM ile çalışıyorum, IBM ürünlerini kullanıyorum. Bu süre zarfında IBM çözümlerinde veri kaybına yol açacak bir problemle karşılaşmadım. Karşılaştığımız problemler de IBM’in sistem desteği ile çözüldü. IBM sistem desteği gibi çok önemli bir görevi düzgün ve düzenli yerine getirdiği için her zaman bizim tercihimiz oldu.

Bilgi işlem altyapınızı yenilediğiniz bu süreçte hangi IBM sistemlerine yatırım yaptınız?
ENGİN KAMBUROĞLU: Biz göreve başladığımızda, Parsan bünyesinde iki sunucu vardı; bunların biri AS/400, diğeri bir Windows NT sunucu idi. Yaşanan

ekonomik krizlerin bilgi işlem yatırımlarını aksatması, zaman içinde dünyanın bilgi teknolojilerine bakış açısının değişmesi gibi nedenlerle merkezileştirme ve yönetim anlamında eksikler bulunuyordu. Parsan yönetiminin de verdiği destekle bu eksikleri kapamaya ve ciddi bir bilgi işlem altyapısı oluşturmaya başladık. İlk olarak 2003-2004 yıllarında bir IBM x Series sunucu ile Parsan’da Aktif Dizin ve dosya sunucusu yapısını kurduk. Ardından yine IBM’in x Series modelleriyle bir veritabanı ve bir faks sunucusunu bunlara ilave ederek tüm sistemlerin merkezi bir sunucudan yönetilmesi konusunda büyük aşama kaydettik. Diğer bir projemiz e-posta sunucularımızın yenilenmesiydi. Bu projede iki IBM System x3250 ve bir de System x3650 sunucu kullandık. Üçüncü aşamada ERP projesi bizim için çok önemliydi, çünkü bilgi işlem yapımızın çok daha kurumsal bir hale getirilmesini gerektiriyordu. Bu yüzden proje başlangıç aşamasında daha uzun süreli ve daha köklü araştırmalar yaptık. Bu noktada, seçtiğimiz ERP çözümünün en önemli ihtiyaçlarından birisi, veritabanı sisteminin tüm öngörülen ve öngörülemeyen büyüme hedeflerine cevap verebilecek şekilde genişletilebilmesiydi. Bu nedenle IBM DB2 veritabanı üzerinde karar kıldık ve verileri sunucu üzerindeki disk alanlarında tutmak yerine bir depolama sistemi üzerinde tutmayı yeğledik. Depolama sistemi olarak IBM DS4700 serisi bir depolama ünitesi aldık. Yine altı IBM System x3650 sunucu üzerinde bir cluster yapısıyla SAP ve BW (Business Information Warehouse) uygulamalarımızı koşturuyoruz. Ayrıca yedekleme tarafında, artan sunucu sayımızı ve veritabanı ihtiyaçlarımızı dikkate alarak IBM’in iki kafalı ve dört magazinli bir yedekleme ünitesini sisteme dahil ettik. Bu kütüphanede yedeklerin alınabilmesi için IBM Tivoli Storage Manager’ı tercih ettik. Şu anda kurduğumuz bu sistem 1 yıldır sorunsuz şekilde çalışıyor. Genişleyebilir bir sistem almış olmanın verdiği avantajla 2008’in ikinci yarısında depolama alanımızı ikiye çıkardık.

Genişleyebilirlik Parsan’ın büyüme hızı ve iş ihtiyaçları açısından büyük önem taşıyor sanırız?
İBRAHİM OFLEZER:
Evet. Depolama sistemi olmasaydı mevcut sunucular üzerindeki disklerle yetinmeye çalışacaktık ve bizim için daha zorlu bir geçiş süreci olacaktı. Bir depolama sistemi kurarak veri alanımızı çok basit birkaç hamle ile büyütebildik. Böylece gelecekteki yatırımlarımızı da yine bu depolama sistemiyle kullanabileceğimiz şekilde planlayabildik. Bunun yanı sıra genişleyebilirlik açısından yeni bir IBM BladeCenter yatırımı yaptık. Buradaki amaç aynı zamanda konsolidasyondu. Blade hem yer ve enerji tasarrufu sağladı, hem de yönetimsel anlamda ciddi bir konsolidasyonu elde etmiş olduk. Konsolidasyona başlamışken, sadece donanımsal yatırımlarla yetinmedik, yazılım tarafında da sanallaştırma teknolojisini kullanmak üzere IBM’den VMware ürününü satın aldık. Bu sistemin son testlerini gerçekleştirerek cluster teknolojisi ile SAP sunucusu dışındaki tüm fiziksel sunucularımızı VMware platformuna sorunsuz şekilde taşıdık.

Blade kasalara ve sanallaştırma teknolojisine geçiş kararını nasıl aldınız? Bu karar genişleme ve konsolidasyon açısından sizin için nasıl bir önem taşıyordu?
ENGİN KAMBUROĞLU: IBM System x serisinde ilk olarak Tower kasalarla yola

çıktık. Ancak SAP sunucularımızı sistem odasına kurduğumuzda ısınma konusunda ciddi problemler yaşadık, çünkü sistem odamız oldukça küçük. Geçiş süreci 2007 yaz aylarına denk geldi. Belki duymuşsunuzdur; çok sıcak geçen bir yaz olduğu için pek çok firmanın sistem odası ısı sorunu nedeniyle ciddi zarar gördü. Biz gece yarılarını sistem odasını soğutmakla geçirdik ve klimamızı büyüterek ucuz atlattık. IBM Blade sunuculara geçmeseydik bir klima daha almayı düşünüyorduk. Ancak Blader sunuculara geçerek sistem odasındaki 5 sunucuyu kapama ve Blade içindeki 2 sunucuya bu 5 sunucuyu konumlandırma olanağı bulduk. VMware geçişimizde böyle bir hedefimiz de vardı. VMware ile cluster yapısı içerisinde veya sanallaştığınız bütün sunucularla birlikte paralel büyüme gerçekleştirebiliyorsunuz. Bu süreç donanımınızın ne olduğuna bakmıyor. Cluster’ı, herhangi bir makineyi belleği ve işlemcisiyle birlikte kendisi otomatikman dahil ediyor ve siz sunucu çiftliğinizi büyüttüğünüz ölçüde, sahip olduğunuz CPU ve belleği sunucularınızın ihtiyaçlarına göre dağıtabiliyorsunuz. Platformunuzda sanallaştırma teknolojisi yoksa, bu imkana sahip olmadığınız için işe tersten başlamanız gerekiyor. Yani ihtiyaç duyulan uygulamaya göre bu uygulamanın donanım gereksinimleri belirlenerek donanım seçimi yapılıyor. Oysa biz donanım seçimi yaparken, mevcut gereksinimlerin biraz daha üzerinde konumlandırma yapıyoruz, biraz daha güçlü CPU’lar ve biraz daha fazla RAM seçiyoruz. Tabii normalde çoğu zaman bu kaynaklar kullanılmıyor, CPU pik kullanım oranları %50’nin üzerine pek geçmiyor. Ancak bu kaynakları sanallaştırma teknolojisi ve Blade yapısı içinde kurgularsanız, kullanımda olmayan CPU ve bellek kaynaklarınızı istediğiniz rollere atayabiliyorsunuz. Sistem odasından çıkardığımız sunucuları ise basit bir fiber bağlantı ile depolama sistemine bağlayıp üzerlerine VMware kurarak basit bir şekilde yeniden değerlendirme olanağımız var. Sanallaştırma yapısıyla sunucu büyüklüğüne göre fiziksel bir makinayı sanala veya sanal bir makinayı başka bir role çekmek 15-20 dakikada gerçekleştirilebiliyor. Aksi halde fiziksel bir yapıyı yeni baştan kurgulamak ciddi bir ön çalışma ve ciddi ayarlamalar gerektirecekti. Biz şu anda bu geçişleri oturduğumuz yerden kısa sürede yapabiliyoruz.

BladeCenter yatırımınızda IBM’i tercih etmek size nasıl bir avantaj sağladı?
ENGİN KAMBUROĞLU:

Üstlendiğimiz görevler zarfında hem başka firmaların ürünlerini kullanma hem de IBM ürünlerini daha iyi tanıyarak kendimizi geliştirme şansımız oldu. Bu deneyimler bize IBM’in yatırımlarımızı diğer firmalara göre daha iyi koruduğunu gösterdi. Örneğin gelecekte IBM System x sunucularımızın ömrü dolduğunda – ki genelde bir sunucunun ömrü 5 yıldır – bu sistemlerdeki CPU, disk, bellek gibi kaynakları yeni Blade donanımlarına taşıyabileceğiz. Ayrıca BladeCenter şaseleri içindeki sunucularımızı en yeni Blade şaselerine takabiliriz – diğer firmalarda bu mümkün değil; yeni bir şase çıktığında ona uygun yeni sunucular almak durumundasınız.

IBM DB2 veritabanı seçimine nasıl karar verdiniz?
İBRAHİM OFLEZER:
Veritabanı seçimi sırasında başka iki firmanın yaygın kullanılan ürünlerini de değerlendirdik. Bunlardan biri son yıllarda büyük değişim göstererek büyük veritabanlarına hizmet verebilir duruma geldi ancak böyle bir yapıda daha deneyimli, uzun yıllardır bu hizmeti verebilmiş bir firmanın ürününü neden tercih etmeyelim diyerek IBM DB2’yu seçtik. Diğer alternatifte ise veritabanı yönetimi için başka çözümlere ihtiyaç olduğunu kullanan diğer şirketlere baktığımızda gözleyebiliyoruz. IBM DB2 ailesinin yönetimi çok daha kolay. Parametrelerinizi düzgün ayarlamışsanız veritabanına müdahale etmeniz gerekmez; çok özel durumlar dışında mesaj almazsınız. Ayrıca hızlı bir veritabanıdır. Karşılaşabileceğiniz tek sıkıntı büyüyen veritabanınızın yönetimidir; sadece bu noktada müdahale gerekebilir. O noktada da depolama sistemimize yaptığımız yatırım ve DB2’nun kolay yönetilebilirliği sayesinde bir sıkıntı yaşamayacağımızı düşünüyoruz.

Biraz da depolama sisteminizden ve bu sistemi yöneten TSM’den bahsedebilir misiniz? Bu çözüm size ne tür avantajlar sağladı?
ENGİN KAMBUROĞLU:
Genel olarak depolama sistemimizin bize katkısı tüm verilerimizi tek bir alanda yönetme imkanı oldu. IBM ürünlerini tercih etmemizin avantajı ise bu ürünlerin sağlamlığı. Veri kayıplarının en büyük nedeni disk bozulmalarıdır. Bu depolama sisteminde ise disk bozulması ile

karşılaşmadık. Teknoloji olarak normalde SAS diskleri tercih edebileceğimiz yerde biz Fiber diskleri tercih ettik. Çok daha sağlam ve çok daha hızlı ürünler. Ayrıca IBM depolama sistemlerinin denetçileri de muadili ürünlere göre daha az yer kaplıyorlar. Rack yapısında bu diskler ne kadar az yer kaplarsa rack sunucunuza o kadar yatırım yapabiliyorsunuz. Genişleme sırasında bunun faydasını bizzat gördük; ilave üniteyi ayrılmış hazır yerine takabildik. Tasarım açısından sorun çıkarmayan, kolay bir geçiş oldu. Ayrıca bu depolama sistemleri yedeklik (redundancy) açısından çift denetçiye sahipler. Yönetim açısından ise basit ve pratik bir arayüze sahip olan Storage Manager yönetim konsoluyla geliyorlar. Yarım saatlik bir eğitimle depolama sisteminizi istediğiniz gibi yönetebiliyorsunuz. Yedekleme tarafında sadece SAP’nin yedeklemesini düşünmedik; tüm sistemlerimize destek verecek, tüm sistemlerimizin yedeğini sorunsuz alabilecek bir çözüm ün arayışına girdik. Tivoli Storage Manager (TSM) bu konuda biçilmiş kaftan; sadece IBM uygulamalarını değil üçüncü parti uygulamaları da destekliyor. E-posta sunucumuzun, dosya sunucularımızın, SAP’nin, DB2’nun, diğer veritabanı sistemlerimizin yedeğini TSM ile alıyoruz. Ürünü yedekleme ihtiyaçlarınıza göre bir kez konfigüre ettikten sonra her şeyi kendisi

yapıyor. Yedekten geri alma işlemi de aynı ölçüde basit; dosya sunucusunda istediğiniz veriyi, ilgili kütüphanedeki ilgili kasetten otomatik olarak size veriyor. Yedeklemenin amacının geri alma olduğu nedense hep unutuluyor. Böyle bir çözümde önemli olan iyi geri alma yapabilen bir program olmasıdır. IBM bu konuda güçlü bir çözüm sunuyor çünkü diğer ürünlerinin imkanlarından da yararlanabiliyor. Örneğin TSM’in yedeklenen verilerle ilgili bilgileri tuttuğu veritabanı da DB2. Dolayısıyla altında güçlü bir veritabanı var. TSM’yi diğer ürünlerden ayıran en önemli özelliklerinden bir diğeri ise versiyonlama. TSM, versiyon bazlı yedekleme yapılabiliyor. Ayrıca TSM kaset kullanımını da dengeleyerek kasetlerin efektif kullanılmasını sağladığı için bir maliyet avantajı sunuyor.

Son olarak IBM ile ilişkilerinizi değerlendirir misiniz?
İBRAHİM OFLEZER:
IBM 75 senedir Türkiye’de olan, kurumsal kültüre sahip bir firma. IBM ile ilişkilerimizde gördüğümüz şey, müşteri memnuniyetine birinci önceliği veriyor olmaları. IBM her sene bir müşteri memnuniyeti anketi de gerçekleştiriyor ve bu ankette belirttiğiniz notlara geri dönüş alırsınız. Örneğin önceki yıllardaki bir ankette sözleşme ile ilgili bazı kanuni noktalara eleştiri getirmiştim. Birkaç ay

sonra bir IBM yetkilisi bir avukat ile birlikte gelerek bana durum hakkında açıklamada bulundu. Kullanıcı olarak tüm kanuni noktaları bilmeniz mümkün değil, ancak IBM görüşlerinize değer vererek taleplerinizle ilgileniyor. Müşterinin sözü IBM’de yeterli bir referanstır, bunu başka bir şeyle kanıtlama zorunluluğu yoktur.

ENGİN KAMBUROĞLU: IBM çözüm ortaklarını iyi seçtiği, alanında uzman firmalarla çalıştığı için çözüm ortağı konusunda da bir şikayetimiz olmuyor. Çözüm ortakları projelerimizde hem danışman olarak, hem de projenin operasyonu aşamasında destek veriyor. Mühendislik anlamında en son çalıştığımız Bilgi Birikim Sistemleri, birlikte gerçekleştirdiğimiz iki büyük projede bize oldukça iyi hizmet verdi. Projeler öngörülerinin dışına çıkılmadan tamamlandı.
IBM ayrıca hem satın alma aşamasında gösterdiği iyi niyetle, hem de teknik desteğiyle diğerlerinden ayrılan bir firma. Biz IBM ürünlerini çok iyi tanıdığımız için teknik desteğe fazla ihtiyaç duymuyoruz; çünkü IBM’in sunduğu ürünler oldukça sağlam, kolay sorun çıkarmayan ürünler. Ancak ihtiyaç duyduğumuzda çok hızlı dönüşlere tanık olduk; gerekli çözümün bulunarak uygulanması 1 günü geçmedi.

Parsan Hakkında

Güriş Gurubu bünyesinde 40 yıla yakın süredir faaliyet gösteren Parsan, İstanbul-Pendik’te 97 bin metrekarelik bir arazi üzerine kurulu entegre bir çelik dövme ve işleme fabrikası. Türkiye'deki ağır, orta ve hafif kamyonlar ile binek otomobillerin, tarım traktörlerinin, iş makinelerinin ve savunma araçlarının çelik dövme ve işlenmiş parça ihtiyaçlarının büyük bölümünü karşılayan Parsan’ın üretiminde otomotiv sanayi ürünlerinin payı % 80. Fabrika ayrıca savunma sanayi ve madencilik gibi alanlara yönelik ürünler sunuyor. Üretiminin %70’ini dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç eden Parsan’ın, uçak sanayi için de iniş takımı dövme parçaları da üretiyor olması, ulaştığı teknolojik seviyeyi ve güvenilirliğini kanıtlıyor. www.parsan.com

Bilgi Birikim Sistemleri Hakkında

1992 yılında kurulan Bilgi Birikim Sistemleri (BBS), kurulduğu günden bu yana bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteriyor. Müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmeti ilke edinmiş kuruluş, uzman kadrosu ile anahtar teslimi projeler sunuyor. Bir IBM Premier Business Partner olan BBS'in başlıca faaliyet alanları içinde sunucu ve depolama çözümleri, WAN ve LAN projelendirilmesi ve kurulumu, kurumsal internet bağlantısı ve internet güvenlik sistemleri kurulumu, Lotus Domino sistem Kurulumu, yönetimi ve uygulama geliştirme, yapısal kablolama, TCP/IP Network Tasarımı, platformlar arası entegrasyon, teknik servis hizmetleri, bakım anlaşmaları, donanım ve yazılım satışı ve kurulumu bulunuyor. www.bilgibirikim.com

Sayfada gez

İlgili bağlantılar