Ana metne geç

Kıraça Holding’in ERP Çözümü IBM System p Sunucularda Verimlilik İçin Koşuyor

Otomotiv sektörünün önde gelen gruplarından biri olan Kıraça Holding, 2003 yılında hayata geçirdiği ERP çözümüyle bilgi işlem altyapısını daha merkezi ve stratejik bir yapıya kavuştururken, bu platformun teknolojik altyapısı olarak IBM System p sunucuları ve IBM depolama çözümlerini seçti. Şirketin IBM System p sistemlerle kurduğu altyapı ERP uygulamasıyla tam uyumlu ve performanslı bir çözüm oluştururken, şirket yetkilileri IBM'in verdiği desteğin kalitesinden ve hızından son derece memnun olduklarını vurguluyorlar.

"Seçtiğiniz kritik iş uygulamalarının getirisi, kullandığınız teknolojik yapının bu uygulamalarla uyumu ve performansı ile yakından ilgili. Biz bu noktada ERP çözümümüz için IBM System p sunucuları seçtik ve sonuç son derece başarılı oldu. Bu başarıda IBM'in mükemmel teknik destek anlayışının da büyük rolü var."
HAKAN AKMERİÇ
Bilgi Sistemleri Direktörü
Kıraça Holding

KIRAÇA HOLDİNG BİLGİ SİSTEMLERİ DİREKTÖRÜ HAKAN AKMERİÇ:

"Verimliliğimizde Kritik Önem Taşıyan ERP Alt Yapımız İçin, Beklentilerimizi Karşılayan En İyi Sistemi, IBM System p Sunucularını Seçtik"

“ERP PROJEMİZ İÇİN IBM SYSTEM P SUNUCULARINI SEÇTİK. SONUÇTAN ÇOK MEMNUNUZ.”


1998 yılında Türk otomotiv sektörünün duayenleri İnan Kıraç ve Claude Nahum tarafından kurulan Kıraça Holding A.Ş., iştirakleriyle birlikte otomotiv, otomotiv yenileme pazarı, otomotiv tasarım-mühendislik ve tekne imalatı alanlarında faaliyet gösteriyor. 1300 personeli bulunan grubun ana şirketleri arasında Karsan Sanayi, Sirena Marine, Kırpart Otomotiv, Karland ve Hexagon Mühendislik yer alıyor ve grup şirketlerinin büyük kısmı iç pazar üretimlerinin yanı sıra ihracat faaliyetlerinde de bulunuyor. Kıraça Holding içinde merkezi bir departman olarak yapılanan Bilgi Sistemleri departmanı, holdinge bağlı tüm şirketlere ve kardeş kuruluşlarına hizmet veriyor. 2003 yılında gruptaki büyüme ile birlikte bir ERP çözümünü hayata geçiren Kıraça Holding, farklı şirketlerine hizmet veren bu çözümü ve diğer uygulamaları destekleyecek, güvenilir bir sunucu ortamı oluşturmak için IBM System p sunucuları seçti. Kıraça Holding Bilgi Sistemleri Direktörü Hakan Akmeriç, grup şirketlerinde IBM System p sunucuları nasıl kullandıklarını anlattı.

IBM System p ölçeğinde sunuculara ihtiyacınız nasıl doğdu?
HAKAN AKMERİÇ:
Kıraça Şirketler Topluluğu Nisan 1998'de kurulduktan sonra, aynı yılın Eylül ayından itibaren de bilgi sistem altyapıları oluşmaya başladı. Bu dönemde temel işimiz, farklı lokasyonlardaki şirketler arasında iletişim ortamını kurmak ve bu iletişim ortamı üzerinden temel iş ihtiyaçlarını karşılayacak yapıları oluşturmaktı.

Bu, farklı lokasyonlar söz konusu olduğu, iş süreçleri yeni oluştuğu ve standartlaşmadığı için dağınık bir yapıydı. Bu yüzden, kolay elde edilebilecek, kolay yönetilebilecek, kolay güncellenebilecek bir yapıyı benimsedik. Bu şekilde gerekli uygulama ortamlarını, operasyonel ihtiyaçları, iletişim ihtiyaçlarını karşılayan, merkezi bir güvenliğe sahip olan bir yapıyı oluşturduk. 2000'li yıllardan itibaren topluluk şirketleri büyürken ve gruba yeni şirketler katılırken, 2003 yılında artık standart, topluluğun tamamını kavrayacak, ciddi bir teknoloji birikimini içinde barındıracak, bu teknoloji birikimini ürün stratejisiyle birlikte ileriye götürebilecek, dolayısıyla şirketlerimizi de ileriye taşıyabilecek bir ortak uygulama ortamına sahip olmamız gerektiği düşüncesiyle bir ERP çalışması başlattık. Seçtiğimiz ERP platformuyla 2004 yılında altı şirkette üretim, finans, lojistik süreçlerini hayata geçirdik ve gruba eklenen şirketleri ve yeni iş süreçlerini de bu yapı içinde ele almaya başladık. Bu kurumsal yapıyı destekleyecek teknolojik altyapının, sunucu ve donanım platformunun da kurumsal seviyede olması gerekiyordu. Dünya lideri olan kurumsal bir tedarikçi ile çalışmamız gerektiğini düşündük. IBM System p sunuculara geçişimiz bu şekilde oldu.

Bu kurumsal platformun teknolojik altyapısını oluştururken neden IBM'i tercih ettiniz?
HAKAN AKMERİÇ:
Kuruluşumuzdan beri IBM çözümlerini kullanıyoruz; örneğin Lotus Notes bu çözümlerden biri. Intel tabanlı küçük sunucularda zaten IBM'in müşterisiyiz. Ancak ERP çözümümüzü devreye alana kadar ufak çaplı çözümlerle IBM müşterisi olduk. ERP çözümüne karar

verdikten sonra bu çözüme uygun, farklı donanım platformlarını değerlendirmeye başladık ve öne çıkan iki alternatiften biri IBM oldu. Seçim sürecinde her iki firma da çok iyi sistemlerle işi sonuna kadar götürdüler, ancak o dönemdeki kriterlerimizi karşılayan en iyi sistem IBM oldu ve IBM'i tercih ettik.

Seçim sürecinden sonra IBM ile nasıl bir altyapı oluşturdunuz?
HAKAN AKMERİÇ:
O dönemdeki altı şirketimiz, İstanbul ve Bursa şirketleri olarak ikiye ayrılıyordu. Dolayısıyla hem İstanbul ve Bursa'da üçlü setler halinde birer test, geliştirme ve üretim ortamı oluşturmak, hem de bu ortamları uzun vadede birbirinin yedeği olacak şekilde, birbirine özdeş sistemlerle kurmak istedik. Böylece iki büyük boy, bir küçük boy IBM System p cihazı İstanbul merkezimizde, bunlara özdeş bir üçlü seti de Bursa-Akçalar'daki sitemizde kurduk. IBM System p ile daha kurumsal bir ortam sunan Unix platformuna geçtik. ERP ortamını kritik bir iş platformu olarak gördüğümüz için, bu sistemleri sürekli erişilebilir olmalarını sağlayacak diğer teknolojik özelliklerle zenginleştirdik. Örneğin; veritabanı ve uygulama sunucularının IBM'in HACMP teknolojisiyle kümelenmiş olarak birbirini yedeklemesini; Fiber-Kanal ile birbirine bağlı, dolayısıyla hızlı bir çalışma ortamı sağlayacak bir depolama ortamının kurulmasını; yedeklemeli yapılarla sistemlerin devre dışı kalma süresini sıfıra indirecek bir ortamın oluşturulmasını sağladık. 2003 yılı sonunda cihazların kurulumunu tamamladık; 2004 yılında da ERP çözümümüzü canlı üretime geçirdik.

Bu dört yıllık süreç içerisinde söz konusu platformu nasıl geliştirdiniz?
HAKAN AKMERİÇ:
2004 yılı sonunda YTL geçişi ile birlikte 3+3 olmak üzere 6 System p sistemden oluşan bu yapıya iki IBM System p daha ekledik. Depolama ortamımızda IBM FAStT 700 modellerini kullanıyorduk; her iki sahada bir üst modellerle bu depolama ortamını güçlendirdik. 2007 yılında ise kullandığımız ERP çözümünü bir üst sürüme geçirirken, sunucu ortamlarımızı da yine IBM System p ailesinden bir üst modellerle destekledik. Dolayısıyla şu anda Kıraça Holding bünyesinde 10 adet IBM System p aktif olarak kullanılıyor. İki IBM FAStT, iki de IBM DS 4700 depolama ünitesinden oluşan bir depolama ortamımız var. Yedekleme yönetimi için IBM'in Tivoli teyp yedekleme kütüphanesini kullanıyoruz. Bunların dışında, yeni ERP sürümüne geçiş sırasında aldığımız System p cihazlarla birlikte, ERP dışındaki çevresel iş ortamlarını da konsolide etmek ve oradaki dağınık yapıyı daha yönetilir hale getirmek üzere, her iki lokasyonumuzda da bir IBM BladeCenter çalışması başlattık. Dolayısıyla System p dışında IBM Blade Server'ları da kullanıyoruz. Bu çalışma da iki lokasyonda üçer sunucu ile başladı; sonra bunlara birer sunucu daha ekledik.

IBM ile işbirliğiniz süresince sunulan teknik destek hizmetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
HAKAN AKMERİÇ:
IBM ile tanışıklığım çok uzun yıllara dayanıyor; üniversite öğrencisi olduğum 80'lere kadar

bilgisayar ile IBM eş anlamlıydı. Bu süre içinde teknolojiler hızla gelişirken, iş yapma şekilleri de değişti. Ancak IBM çok büyük, güven veren bir yapı olmaya devam etti. Bugün kurumsal bir ortamda çalışırken, IBM'in piyasada iş yaptığınız diğer firmalardan farklı olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Kıraça Holding olarak IBM sistemlerine büyük yatırım yaptık; ancak aldığımız hizmet, bu maliyetin karşılığını veriyor.
Bu durumu örnekleyen bir olayı çok yakınlarda yaşadık. Binamızda kullanıcı sayısı arttığı için UPS altyapısında yükseltme yapmamız gerekiyordu. Yeni UPS sistem odasını devreye almak için bir Cumartesi günü sistemlerimizi 5 saat boyunca kapatmamız gerekiyordu. Sistemlerimizi açtığımızda şirketlerimizden birinin tüm verilerini barındırdığımız FAStT 700 cihazlarından birinin içinde hiçbir veri olmadığını gördük. Dönemsel yedekler, atlanmış olduğundan dolayı kayıptı; ayrıca veriler fiziksel olarak kayıptı. Tam bir felaket durumuydu ve verileri elle geri getirmenin düşüncesi bile kabustu. Cumartesi akşam saatleri olmasına karşın IBM'e başvurduk; sabah 4:00'de konuyu araştırmaya başladıklarına dair cevap geldi. Pazar sabahı saat 11:00'de IBM ABD'nin teknik ofisi devreye girerek cihazın FAT dosyasının kaybolmuş olduğunu bildirdi ve bir mikrokod çalışması başlattı. Pazar akşamı 18:00'de mikrokod çalışmasının sonucunu ilettiler; saat 19:30'da çözümü uygulamış FastT 700'ü tümüyle ayağa kaldırmış durumdaydık. IBM bu felaket durumunu bizim gibi hissettiğini gösterdi ki, haftasonu demeden, ABD'den devreye girildi ve sorun çözüldü. Mesai saatleri olmasına bakılmadan destek verilmesi gerçekten çok önemli.
Bu, IBM'in teknik destek kalitesini gösteren tek örnek değil: 2007 yılbaşı gecesi 22:30'da sistemden yedekleme yapılamadığına dair sistem yöneticisi arkadaşımıza bir SMS mesajı gelmiş. Kontrol edildiğinde, depolama sistemimizdeki disklerden birinin arızalandığı görülmüş. Henüz 2007 yılına girilmeden IBM aranıyor. IBM, sabah saat 3:00'te Levent'teki ofisinden teslim edilmek üzere yeni diskin hazır olduğunu bildiriyor. Arkadaşımız derhal IBM'e giderek diski teslim alıyor ve sabah olmadan diski

takarak sorunu çözüyor. Bu örnekte, acil bir sorun söz konusu değildi: 1 Ocak tüm çalışanlar için tatil günüydü ve koruma mekanizmalarımız zaten veri kaybını önleyecekti. Sistem yöneticisi arkadaşımız yılbaşı olmasına karşın müdahale ederek bir sorumluluk örneği göstermiş; ancak aynı sorumluluk örneğinin IBM tarafında da gösterilmesi, iletişimimizin aynı düzeyde olması bizim için çok şey ifade ediyor.

Bu altyapıyı kurmuş olmanızın faaliyetleriniz açısından nasıl bir faydaya dönüştüğünü düşünüyorsunuz?
HAKAN AKMERİÇ:
Bu kurumsal yapıyı üzerinde çalıştıracağı uygulama ortamının doğal ve kesintisiz çalışacak bir parçası olarak gözlemledik. Elbette teknolojik ortamın kendisi değil, o teknolojik ortam vasıtasıyla sunulan hizmet ve kullandığınız kritik iş uygulamalarının getirisi önemli. Bu açıdan kullandığımız ERP uygulaması bize çok şey sağladı ancak altındaki teknolojik ortamı bu şekilde kurgulayıp çalıştıramıyor olsaydık, belki de aynı faydayı sağlamayacaktık. Çünkü merkezi bir yapılanmada uzak noktalara hizmet veriyoruz. Performans öncelikli bir önem taşıyor. İkincisi, bu hizmet sürekliliğini sağlayabilmek için, kullanıcılarla bilgi sistemleri profesyonelleri arasındaki arz-talep ilişkisinin son derece hızlı bir şekilde yürütülüyor olması gerekiyor. Bu da yine kullandığımız teknoloji ve o teknolojinin üzerinde performanslı çalışan uygulama ortamı sayesinde gerçekleşiyor. Biz bu noktada ERP çözümümüz için IBM'i seçtik ve sonuç son derece başarılı oldu.

Çözüm ortağınız ile ilişkileriniz hakkında neler söyleyeceksiniz?
HAKAN AKMERİÇ:
Projeyi 2003 yılında, bugünkü çözüm ortağımız İstanbul Pazarlama'dan farklı bir iş ortağıyla başlattık ancak daha sonra özel ihtiyaçlarımıza daha iyi odaklanacaklarını düşündüğümüz için İstanbul Pazarlama'ya geçtik. İstanbul Pazarlama senelerdir IBM çözümleri sunan, IBM'in doğal uzantısı gibi çalışan bir firma ve gerek System p bir cihaz alırken, gerek bir depolama çözümü alırken konuya gerçekten çok iyi odaklandıklarını gördük. Çok yakın bir işbirliği içinde çalışıyoruz.

KIRAÇA HOLDİNG HAKKINDA

Kıraça Holding, 1998 yılında Türk otomotiv sektörünün duayenleri İnan Kıraç ve Claude Nahum tarafından Kıraça Şirketler Topluluğu adıyla kuruldu. 1.300 personeli bulunan grup, otomotiv, otomotiv yenileme pazarı, otomotiv tasarım-mühendislik ve tekne imalatı alanlarında faaliyet gösteriyor. Holdingin ana iştirakleri arasında Kıraça Otomotiv Sanayi ve Yatırımlar A.Ş., Karsan Otomotiv San. Ve Tic. A.Ş., Kırpart Otomotiv Parçaları San. Ve Tic. A.Ş., Karland Otomotiv Parçaları San. Ve Tic. A.Ş., Hexagon Mühendislik ve Tasarım A.Ş. ve Sirena Marine Denizcilik San. Ve Tic. A.Ş. yer alıyor. Bunların yanı sıra, Kıraça Holding kurucularından İnan Kıraç'ın, eşi Suna Kıraç ile birlikte kurmuş oldukları Suna ve İnan Kıraç Vakfı, eğitim, kültür, sanat ve sağlık alanlarında yapmış olduğu faaliyetlerle Kıraça Holding'in sanayi ve ticaretteki başarılarına ışık tutmaktadır.

İSTANBUL PAZARLAMA HAKKINDA

1983 yılından bu yana müşterilerinin bilgi sistemi teknolojisinde ihtiyaç duydukları çözüm ve hizmetleri sağlayan İstanbul Pazarlama A.Ş., anahtar teslim proje anlayışı ile sistem entegrasyon projeleri, donanım ve yazılım satışı, lisanslama, kuruluş ve enstelasyon, sistem desteği, teknik bakım, özel yazılım, proje yönetimi, danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. IBM System p, IBM xSeries, IBM Storage ,IBM PC, Lotus Notes ve Tivoli Çözüm Ortağı olarak birçok bilgi işlem projesine imza atan İstanbul Pazarlama A. Ş. bu çalışmaları karşılığı birçok yerli ve yabancı ödülleri almaya hak kazanmıştır. Firma hakkında daha ayrıntılı bilgiyi www.istpaz.com.tr adresinden elde edebilirsiniz.

"Kıraça Holding ile ağırlıklı olarak IBM'in AIX ve HACMP yazılımları ve depolama çözümleri alanında işbirliği yapıyoruz. IBM System p sunucularla başladığımız süreç, IBM POWER5 serisi, DS4700 depolama ünitesi ve VMware sanallaştırma teknolojilerinin kullanıldığı Blade sunucularla devam etti. Böyle bir kuruluşla uyumlu bir işbirliği sürdürmekten dolayı çok memnunuz."

Ertuğrul Kılıç
İstanbul Pazarlama Satış Uzmanı

Sayfada gez

İlgili bağlantılar