Kanca'nın faaliyet alanları hakkında bilgi alabilir miyiz?
HULUSİ BODRUMLU: Kanca'nın temeli 1958 yılına dayanıyor. El aletleri konusunda faaliyet göstermek üzere kurulmuş ve 1960'lı yılların başında ülkemizde dövme sistemiyle üretimi gerçekleştirilen tesviyeci çekiçlerinin imalatına başlamış. 1967 yılına kadar faaliyetlerine şahıs şirketi olarak devam ettikten sonra, şirketleşmiş. Başlangıç yıllarında sadece tesviyeci tipi çekiç üretimi yapan Kanca, ilerleyen yıllarda ürün çeşitliliğini artırmış. 1976 yılında Güneşli ye taşınmış. 1982 yılında otomotiv endüstrisi için ilk dövme üretimi gerçekleştirildi.
Hulusi Bey siz Kanca'nın gelişimine ne zamandır tanıklık ediyorsunuz?
HULUSİ BODRUMLU: 1984 yılında otomotiv sektörüne de bir iki tezgahla çok yeni hizmet vermeye başladığımız dönemde Kanca bünyesine katıldım. O zaman üretimimizin sadece yüzde 5'i otomotiv sektörüne yönelikti. Üretim arttıkça, Kanca'nın üretim tesislerinin bu anlamda sınırlarını zorladığı, bir takım eklentiler ve teknolojilerle üretimini geliştirdiği bir dönem yaşandı. 1990'lı yıllarda, ihracat konusu da gündeme geldi ve artık söz konusu tesislerin yetersiz kalacağı anlaşıldı. 2002 yılında Gebze'deki TOSB Organize Sanayi Bölgesi'nde yeni bir tesis kurulmasına başlandı. 2005 yılından itibaren de üretimimizi burada gerçekleştiriyoruz. Kanca bugün, % 90 otomotiv sektörü ağırlıklı çalışan, üretiminin % 50'sini ihraç eden, kurumsallaşmada çok yol kat etmiş bir kuruluş.
Üretim sürecinizden söz edebilir misiniz?
HULUSİ BODRUMLU: Seri ve stok üretim olmak üzere iki çeşit üretim yapılıyor. Ancak otomotiv sektörünün pazar koşulları pek stoklu üretime uygun değildir. Sürekli değişen pazar koşullarına göre siparişler de değişkenlik gösterebilir ve bizim bu anlamda çok esnek olmamız, ihtiyaca en hızlı şekilde cevap verebilmemiz gerekir. Üretim planımızı sanayinin talepleri belirler. Taleplerin yetiştirilme süresi de onlardan gelir. Her gün tesisimizden müşterilerimize araçlar ürün teslim eder. Günlük hareket etmek zorundayızdır ve çok dinamik bir süreç yürütürüz.
Bu dinamik süreçte IBM sunucular da size destek oluyor. IBM ile ilişkileriniz ne zamana dayanıyor?
HULUSİ BODRUMLU: IBM ile çok uzun soluklu ve başarılı bir işbirliğimiz bulunuyor. 1985 yılında ilk IBM makinemiz olan IBM System 36 ile çalışmaya başladık. 1990 yılına kadar bu makine ile çalıştıktan sonra IBM AS400'e geçtik. Tesisi taşıdığımız 2005 yılına kadar AS400'lerle ve kendi geliştirdiğimiz üretim yazılımlarıyla devam ettik. Firmayı buraya taşıdıktan sonra yeni bir ERP yazılımı arayışına girdik. Yurt içi ve yurt dışında süren bir yıllık titiz bir araştırmanın ardından SAP'de karar kıldık. SAP'nin IBM ile işbirliği de bu kararımızda önemliydi. İçerisinde IBM'in veritabanı yazılımı olan DB2 hazır geliyordu.
İhtiyaçlarınız neydi?
HULUSİ BODRUMLU: Daha önceki yazılımlarımız, üretim planlaması ve maliyetleri takip etmede yetersiz kalıyordu. SAP bu anlamda gelişmiş bir ortam sunuyordu. Şu an SAP'ye geçişte birinci fazı yürütüyoruz ve iyileştirme çalışmalarını bitirmek üzereyiz. Bir yandan süreç iyileştirme çalışmaları devam ediyor. Şu anda biz beş tane modülü devreye aldık ve ikinci fazda daha fazla modülü hayata geçirmeyi planlıyoruz.
SAP ile birlikte donanım ihtiyaçlarınız da belirmiş olmalı. Bu konuda nasıl ilerlediniz?
HULUSİ BODRUMLU: SAP kurulumuna başlamadan önce elbette donanım konusu gündeme geldi. AS400'lerden gelen deneyimimiz sonucu IBM donanımlarına çok güveniyorduk. Üretimde kullandığımız Catia yazılımını ve bunun için gerekli bazı donanımları da IBM'den almıştık. Ancak farklı donanımlarla da deneyimimiz vardı ve IBM'in farkını açıkça görmüştük. Dolayısıyla, bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadığımız IBM donanımlarını seçmeye karar verdik. Fiyat/performans anlamında da iyi sonuçlar elde ettik. Böylece donanım olarak IBM System i Model 550 SAP Edition için kararımızı verdik. Ayrıca SAP'nin System i üzerindeki performansı da çok etkileyiciydi. Türkiye'de farklı kaygılarla farklı seçimler yapılıyor olabilir ama yurt dışı izlenimlerimiz System i lehine gelişti. Araştırmalarımız sonucunda, Almanya, İspanya gibi Avrupa ülkelerindeki yoğun kullanımı gördük.
SERDAR KANEM: Müşterilerimizde donanımdan kaynaklanan sorunları incelediğimizde, en sorunsuz donanımların IBM donanımları olduğunu açıkça gözlemliyoruz. Makineleri çok iyi tanıyoruz ve IBM Çözüm Ortağı olarak sorunların kısa ve etkili çözümlerini iyi biliyoruz. IBM donanımını alan bir müşteri, bütünleşik, yazılımı, veritabanı içinde olan, tam bir ürün alıyor. Bir sorunla karşılaşsanız bile, IBM donanımlarında çıkan hata kodunun karşılığı mutlaka doğrudur.
HULUSİ BODRUMLU: Başka işletim sistemlerinde hata kodunun doğru şeyi tanımladığını göremezsiniz. "Bilinemeyen bir sebepten dolayı, bir sorun olmuştur!" IBM'de bilinmeyen bir sebep göremezsiniz! Biz de bunun böyle olduğunu uzun yıllardır süren tecrübelerimizden tespit emiş bulunuyoruz. Bu anlamda, işinin ehli olan JForce'un deneyimine de sonsuz güveniyoruz. Onlarla çalıştığımız süre içerisinde uzmanlıklarını defalarca kanıtladılar.
Bir yıldır bu sistemi kullanıyoruz. SAP, IBM ve JForce bu süreçte yanımızda oldular ve beklentilerimizi karşılıksız bırakmadılar. Halen de ihtiyaçlarımız doğrultusunda yanımızda olmaya devam ediyorlar.
O zaman bu projede müşteri memnuniyetiniz hayli yüksek olmalı, değil mi?
HULUSİ BODRUMLU: Biz, JForce ile uzun yıllardır görüşüyoruz, ama birlikte çalışmamız bu projeyle gerçekleşti. Çok güçlü bir IBM Çözüm Ortağı olduklarını düşünüyoruz. Yetkinliklerini bu süreçte tekrar tekrar bize kanıtladılar. IBM de donanımın sağlanması ve rehberlik hizmetlerinde çok yardımcı oldu. Aslında IBM gibi güçlü bir kuruluş hakkında söylenebilecek fazla bir şey de yok. En iyi teknolojileri geliştiriyorlar ve donanımlarında da bu teknolojileri bizlere sunuyorlar. Zaman içinde ihtiyaç duyacağımız yeni kapasite gibi ihtiyaçlarda da yanımızda olacaklarını biliyoruz. Biz donanımların efektif kullanımında başarılı olan bir kuruluşuz. Sonuçta esnek ve ölçeklenebilme özellikleri çok geniş olan bir makine almış olduk. Bu yüzden geleceğe güvenle bakıyoruz.
Kurulan sistemle, iş başarısı anlamında neler elde etmeyi bekliyorsunuz? Geleceğe yönelik hedefleriniz nelerdir?
HULUSİ BODRUMLU: Yeni ERP sistemimizle, üretim planlaması ve maliyetlerin yönetilmesinde önemli rekabet avantajları elde etmeyi bekliyoruz. Bunun ilk verilerini de almaya başlamış bulunuyoruz. Ancak iş sonuçlarını ölçülebilir değerlerde alabilmemiz için geçmemiz gereken fazlar var. Bu süreç ERP'nin doğasında var zaten. Bugüne kadar, "kalite", "üretim planlaması", "maliyet yönetimi", "finans" gibi modülleri uygulamaya aldık. Şimdi ikinci fazda önümüzde bakım ve insan kaynaklarına yönelik modüller var. Bir de "değişim yönetimi" modülü var; versiyon takibi yapılmasını sağlıyor. İşte bu modülün Catia ile entegrasyonu söz konusu. Bunları sağladıktan sonra da stratejik olarak birtakım raporlama işlerine girişeceğiz. Daha uzun vadeli, iki-üç yıla dayanan hedeflerimiz arasında da veriambarı uygulamasını hayata geçirmek bulunuyor. Bu süreç içinde ERP sistemimizin olgunlaşmasını bekliyor olacağız.
Serdar Bey, projeye JForce açısından baktığınızda, siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
SERDAR KANEM: ERP arayışı başladığında, SAP ve IBM donanımlarının uyumunun SAP için büyük bir fırsat sunacağına inandık. SAP ve IBM işbirliğiyle, son derece dikkat çekici bir fiyat performans vaat ediliyordu. IBM'in ve SAP'nin üstün teknolojileri bir kutuda birleşiyordu. Kanca'nın AS400 sistemlerinden gelen olumlu bir deneyimi de vardı. Bütün bunlar birleştiğinde de karar vermeleri zor olmadı. Projenin hemen hemen her aşamasında farklı ERP sistemleri de incelendi. Burada kritik olan bir unsur da bugüne kadar AS400 ortamına yapılmış olan, gerek insan kaynağı, gerekse know-how yatırımının çöpe atılmamasıydı. Böyle radikal bir ERP kararına en hızlı ve sağlıklı bir şekilde geçmenin yolu, mevcut platformu koruyarak üzerine o ERP'yi konumlandırmaktır diye düşünüldü. Onun üzerine biz SAP'nin, AS400'ün devamı olan System i üzerinde çalışabileceğini örnek referanslar üzerinden gösterdik. Sonuç olarak, IBM System i sunucusunun ''mantıksal bölümleme (logical partitioning)'' gibi bütün teknolojik özelliklerinin kullanıldığı, maliyetlerin en aşağıya çekildiği ama performanstan ödün verilmeyen, çok başarılı bir proje hayata geçirildi. Ancak projenin başarısı, projeyi yürüten tüm ekiplerin bilgi birikimlerinde yatıyordu. Kanca'da işini çok iyi bilen, deneyimli bir ekip vardı ve bizim yetkinliğimize ve IBM teknolojilerinin gücüne inanmıştı. Birlikte çok güçlü bir sinerji oluşturduğumuza inanıyorum.
|