IBM®
Ana metne geç
    Türkiye [değiştir]      Kullanım koşulları
 
 
   
     Ana Sayfa      Ürünler      Hizmetler & çözümler      Destek & yükleme      Bana özel     
 

BEKO ELEKTRONİK IBM TEKNOLOJİLERİYLE KURDUĞU İŞ SÜREKLİLİĞİ ALTYAPISINI TİVOLİ İLE YÖNETİYOR

"KURULAN ALTYAPI İŞLERİMİZİN KESİNTİSİZ YÜRÜTÜLMESİNİ BAŞARIYLA SAĞLIYOR."

Beko Elektronik BT ekibi, kuruluşun iş sürekliliğini sağlayabilecek bir depolama ve yedekleme altyapısı kurmayı ve bu altyapıyı en uygun teknolojilerle yönetmeyi hedefleyerek, ilgili donanım ve yazılım bileşenlerini hayata geçirmek üzere araştırmaya başladı. Konuyla ilgili en iyi çözümler arasında inceleme yapan Beko Elektronik, depolama ve yedekleme altyapısını IBM Total Storage ailesi ürünleriyle kurmaya ve bu altyapıyı IBM'in Tivoli ailesinden ürünlerle yönetmeye karar verdi. Olağanüstü durum yönetimi ve iş sürekliliği kavramlarının karıştırıldığını söyleyen Beko Elektronik Bilgi Sistemleri Yöneticisi Özgür Çetinoğlu, iş sürekliliği projelerini, "büyük bir doğal afet haricinde işlerimizi sıfır kesinti ile sürdürebilmeniz için gerekli altyapı yatırımı" olarak tanımlıyor ve olağanüstü durum projelerinin iş sürekliliği ihtiyacını karşılayamadığını vurguluyor. Beko Elektronik şirketinin IBM teknolojileriyle kurduğu altyapı, amacına uygun olarak "sıfır kesintiyle" işlerin sürdürülmesi görevini başarıyla yürütüyor.

IBM TEKNOLOJİLERİYLE, ÇOK ÖNEMLİ MALİYET AVANTAJLARI ELDE ETTİK

"IBM Total Storage ve Tivoli ailesinin yüksek kaliteye sahip ürünleri, kurumlara iş sürekliliği anlamında büyük faydalar sağlayacak teknolojik özelliklerle donatılmış olarak geliyor. Söz konusu ürün kalitesinin yanı sıra, IBM uzmanlarının projelerimizde büyük bir adanmışlıkla çalıştıklarını görmekten de büyük memnuniyet duyduk."
ÖZGÜR ÇETİNOĞLU
IBM Beko Elektronik - Bilgi Sistemleri Yöneticisi

 

İş sürekliliği projesiyle hangi iş ihtiyaçlarına yanıt vermeyi hedeflediniz?
ÖZGÜR ÇETİNOĞLU: 2006 yılında, şirketimizin iş sürekliliğini sağlayabilecek altyapıyı oluşturabilmek için bir proje başlatmaya karar verdik. Yabancı literatürde, 'business continuity-iş sürekliliği" ve "disaster recovery-olağanüstü durum telafisi" olarak geçen iki kavram genellikle karıştırılıyor. Disaster recovery; "Bir felaket olduktan sonra en fazla bir hafta içi gibi kısa bir zamanda nasıl toparlarım, mali verilerime, kayıtlarıma nasıl ulaşırım?" sorusunun en iyi yanıtını vermeye çabalar. Oysa iş sürekliliği; afet, deprem gibi olağanüstü durumları dışarıda bırakan bir yaklaşımdır. Hedef; afet dışındaki durumlarda işlerinizi sıfır kesinti ile sürdürebilmeniz için gerekli altyapının kurulmasıdır ve bir iş yaklaşımıdır. Bizim Beko Elektronik'te zaten bir disaster recovery yaklaşımımız var. SAP sistemimiz Ankara'da anlık olarak yedekleniyor. Ancak bu sistem, iş sürekliliği anlamında bir çözüm değil. Örneğin sistem odası yandığında, bu genel bir felaket olmayacağı için iş sürekliliğimiz kesintiye uğrayacaktır. İşte bu bakıştan yola çıkarak iş sürekliliği projemizi başlattık.

İş sürekliliğinin ideal yaklaşımı nedir?
ÖZGÜR ÇETİNOĞLU: Buradaki yaklaşım, bir sistem odasında üretilen verilerin anlık olarak diğer sistem odasına da yedeklenmesidir. Kritik olarak adlandırdığımız, işlerin durmasına neden olabilecek uygulamaların çalıştığı sunucularda olabilecek bir arıza durumunda, diğer sistem odasında kimsenin müdahalesi olmadan, otomatik olarak sistemin ayağa kalkmasını sağlamayı hedefledik. Bütün bunlar olurken de kullanıcıların ya da banttaki işçilerin bunu hissetmemesi gerekiyordu. Bu vizyonu hayata geçirmek için detaylı bir inceleme yaptık ve bu vizyonun gerçekleştirilmesinin çok maliyetli olduğunu gördük. Ayağa kaldırma süresinin hissedilmemesinden, 15 dakika sonra ayağa kalkması noktasına geldiğinizde maliyetler çok ciddi şekilde düşüyordu.

Siz proje sürecinde ilk olarak hangi adımları attınız?
ÖZGÜR ÇETİNOĞLU: Öncelikle yaklaşık 700 metre ötedeki diğer binamızda ikinci bir sistem odası yaptık. İki sistem odası arasında, IBM'den aldığımız iki farklı Total Storage sistemini konuşlandırdık. Birinde IBM Total Storage DS 4800, diğerinde IBM Total Storage DS 4300 kullanıldı. Kritik olan veri tabanı sunucularımızı, ikinci sistem odasındaki sunuculara yedekledik. Ayrıca bir ilk gerçekleştirerek iş sürekliliği uygulamamızı bir sanal sunucu üzerinde konuşlandırdık. IBM uzmanlarının danışmanlığı ve IBM teknolojileriyle bir sanal sunucu cluster'ı meydana getirdik. Böylece tek bir makine içinde sanal olarak 16 makine çalıştırmış olduk. Böylece ilk yatırım maliyeti çok ciddi olarak aşağıya çekildi. Herhangi bir sunucu devre dışı kaldığı zaman, sanal sunuculardan bir tanesi devreye giriyor.

İstediğiniz kadar sanal sunucu tanımlayabiliyorsunuz. Böyle bir projeyi, aynı sayıda sunucu almaya gerek kalmadan, çok kuvvetli bir tane sunucu alarak, altına IBM'in depolama ünitelerini yerleştirerek gerçekleştirebiliyorsunuz. İki depolama ünitesi birbirlerini replike ediyorlar. Böylece asıl sistem odasındaki fiziksel sunucular, diğer adadaki 16 sanal sunucuyla replikasyon yapıyorlar. Türkiye'de, bu anlamda bir ilk gerçekleştirdiğimize inanıyorum. Biz vizyonumuzu bu sayede çok iyi bir maliyet avantajıyla hayata geçirdik.

Maliyet dışında hangi avantajları elde etmiş oldunuz?
ÖZGÜR ÇETİNOĞLU: Öncelikle verilerimizi IBM'den gelen büyük disk sistemlerinin üzerine konuşlandırarak, çok daha güvenli, tek noktadan yönetilen, arıza çıkarmayan büyük sistemlere geçirdik. Bu veriler, anlık olarak mirroring özelliği ile 700 metre öteye taşınıyor. Herhangi bir şey olursa, biz diğer tarafta sistemi tüm kritik uygulamalarla devreye alabiliyoruz. Kritik olmayan uygulamalarda da ilerleme kaydettik. Örneğin, şirket içinde kullandığımız, web uygulamalarının çalıştığı bir sunucumuz vardı. Bunu da sanal sunucuya yedekledik. Asıl sistem odasındaki web uygulamaları durduğu anda diğer web server üzerinden şirket içi web uygulamaları devam edebiliyor. Şu anda da diğer kritik olmayan uygulamaları yavaş yavaş devreye alıyoruz. Böylece tüm sunucular sırasıyla yedeklenir olacak.

Tivoli yazılımlarını nasıl konuşlandırdınız?
ÖZGÜR ÇETİNOĞLU: IBM'in Tivoli Storage Manager ve Tivoli Backup Manager yazılımlarını zaten kullanıyorduk. Aynı şekilde o yazılımlarla beraber sözünü ettiğim replikasyonları da yedeklemeyi sağlıyoruz. Burada çok büyük bir IBM Backup ünitesi var ve bütün bu donanım ve yazılımlar yine IBM'in sağlamış olduğu Tivoli üzerinde, el değmeden, otomatik olarak bir robot tarafından yönetiliyor. Arkadaşlarımız sadece sabahları o saatte değişecek olan kasetleri değiştiriyorlar, bir de loglara bakıyorlar. Hiç kimsenin manuel müdahalesi olmadan sistem kendi kendinin yedeğini alıyor ve "bunları da bu sabah alacaksın" diyerek sizin önünüze koyuyor. Çok akıllı bir sistem.

Bu sistemi rakipleriyle karşılaştırma fırsatı buldunuz mu? IBM teknolojileri ve uzmanlığıyla ilgili memnuniyetinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
ÖZGÜR ÇETİNOĞLU: Aslında söz konusu sistemin tek bir rakibi vardı ve incelediğimizde bir veritabanı altyapısı kullanmadığını gördük. IBM DB2 veritabanı Tivoli içinde gömülü olarak geliyor. Bu anlayışa sahip tek sistem IBM'indi. Diğer rakibin kasetlere ulaşma sistemi farklıydı ve o sistemde bir bozulma olduğunda kasetler de anlamını yitirecekti. IBM, yedeğini aldığınızın bilgileri veri tabanında tutuyor ve yedekleme kasetleriniz o veritabanıyla bir anlam taşıyor. Bu konuda en önemli kriter budur ama nedense göz ardı edilebiliyor. Biz bu teknolojiyi sunabilen başka teknoloji üreticisi göremedik. IBM Total Storage ve Tivoli ailesinin yüksek kaliteye sahip ürünleri, kurumlara iş sürekliliği anlamında büyük faydalar sağlayacak teknolojik özelliklerle donatılmış olarak geliyor. Söz konusu ürün kalitesinin yanı sıra, IBM uzmanlarının projelerimizde büyük bir adanmışlıkla çalıştıklarını görmekten de büyük memnuniyet duyduk.

 

BEKO ELEKTRONİK HAKKINDA

Türkiye'nin en büyük elektronik üreticilerinden biri olan Beko Elektronik halen, İstanbul Beylikdüzü'ndeki toplam 125 bin metrekarelik modern tesislerinde, yurtiçi ve yurtdışı pazarlar için çeşitli tip ve modellerde televizyon, yazar kasa, uydu alıcı ve PC üretmekte, müzik seti, DVD, video ve diğer ürünleri pazarlayarak servis vermektedir. Beko Elektronik, 1988-93 arasında gerçekleştirdiği büyük modernizasyon projesiyle bugün Avrupa'nın en modern ve gelişmiş televizyon fabrikasına sahiptir. Üretimdeki otomasyon oranı yüzde 95'i bulan Beko Elektronik, aynı zamanda Türkiye'de ve dünyada bilgisayar robotlu nihai ürün ambarlama ve yükleme tesisine ilk sahip olan televizyon üreticilerinden biridir. Beko Elektronik ayrıca 1987 yılında, toplam 7000 metrekarelik bir alanda, Türkiye'de ilk kez kompüterize plastik enjeksiyon makineleriyle donanmış plastik enjeksiyon fabrikasını, 1994'de ise bilgisayar robotlu malzeme ve depolama sistemini işletmeye açmıştır. 2000 metrekarelik bir alanı kapsayan, yetişmiş insan gücü ve yazılım ile donatılan AR-GE departmanları, uluslararası standartlara sahip, dünya çapında bir teknoloji laboratuvarı olarak çalışmaktadır. 1992 yılından bu yana, Koç 2000 Müşteri Odaklı Stratejik Planlama Modeli ile Toplam Kalite Yönetimi'ni uygulayan Beko Elektronik, 1997 yılında Beko Elektronik Stratejik Yönetimi (BEST) Modeli'ne geçerek Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarını daha katılımcı ve uzun perspektifli bir yaklaşıma dönüştürmüştür. Beko Elektronik, 1993 yılında TÜSİAD-KalDer Kalite Ödülü'ne ilk başvuran kuruluşlar arasındadır ve o tarihten bu yana her yıl özdeğerlendirme çalışmalarını yaparak kendini sürekli geliştirmeyi benimsemiştir. Bu çalışmaların sonucunda Beko Elektronik, koyduğu hedefi yakalayarak 1999 TÜSİAD - KalDer Başarı Ödülü'nün sahibi olmuştur. 2001 yılında Beko Elektronik, Toplam Verimlilik Yönetimi (TPM) aktivitelerini en iyi şekilde uygulayan, dünyanın en verimli şirketlerinin sahip olduğu TPM Mükemmelik Ödülü'nü almıştır. TPM Mükemmellik Ödülü'nü kazanan Beko Elektronik, bu ödüle sahip yüzde 100 Türk sermayeli ilk Türk şirketidir.

 

    IBM hakkında Gizlilik ilkeleri Bize ulaşın