|
| |
SSK
SSK'da bir ağ yönetim sihirbazı: Türkiye'nin en önemli ağlarından biri Tivoli ile takip ediliyor |
| |
Özellikle Bağkur ve Emekli Sandığı’nın da birleştirilmesiyle önemli bir dağıtık ağ yapısına sahip olan sosyal güvenlik kurumunun Bilgi İşlem Daire Başkani Menderes Varol ile ağ yönetim ve izleme ihtiyaçları için hayata geçirdikleri IBM Tivoli projesi hakkında görüştük.

IBM SOFTWARE: Menderes Bey, Türkiye'nin en büyük ağına sahipsiniz ve bu ağın kesintisiz olarak hizmet verebilmesi için Tivoli ürünlerini kullanıyorsunuz. Bize bu ürünleri kullanma ihtiyaçlarınızın nasıl doğduğunu aktarabilir misiniz?
MENDERES VAROL: Söz konusu dönemde ben başka bir kurumda görevli idim ama konunun gelişimini size aktarabilirim. 2000 yılı öncesinde Sosyal Sigortalar Kurumu'nun şubelerinde IBM AS400 sistemler bulunuyordu, ancak bunlar merkeze bağlı değildi ve müstakil olarak çalışıyordu. 2001 yılında e-Sigorta çalışmaları kapsamında projelerin merkezileştirilmesi gündeme geldi ve IBM'in merkezi ana sistem sunucuları ile birlikte bir IP ağı kuruldu. Aslında 2001 yılı SSK için bilgi işlem altyapısında çok ciddi bir dönüşümün de başlangıcıdır. Çünkü e-devlet uygulamalarıyla birlikte dağıtık yapıdan, web tabanlı merkezi yapıya geçiş başladı ve bütün yazılımların yeniden yazılması gündeme geldi. Bir active directory yapısı kuruldu ve Sigorta Müdürlükleri'ne yerel, yönetim amaçlı sunucular yerleştirildi, uç terminaller gündeme gelmeye başladı. 2003 yılında bu göreve geldiğimde, gördüğüm en büyük sıkıntılardan biri, ağa gerçek anlamda hakim olamayışımızdı. Sunucular kurulmuş, hatlar kiralanmış, bağlantılar yapılmıştı, ancak bu ağı yönetmek ve neler olup bittiğinden proaktif bir şekilde haberdar olabilmek için henüz bir adım atılmamıştı. Asıl sorunumuz da çevrimiçi olarak hatları izleyemiyor olmamızdan kaynaklanıyordu.
Öncelikle bir izleme ihtiyacı doğdu... Bu konuda çözüm arayışına yönelmenize neden olan bir örnek verebilir misiniz?
Bir hattımız koptuğu zaman bizi bundan haberdar edebilecek bir sistem yoktu. Böyle sorunlarda Sigorta Müdürlüklerinden bu konuda bir uyarı gelmesi çok uzun sürebiliyordu. Buradaki en büyük ihtiyacımız bağlantıların sağlığı hakkında her an bilgilenebilme eksiği idi. Ağ üzerinde ne olup bittiği, bir sunucunun devre dışı kalıp kalmadığı bilgisini toparlayabilmek ve raporlanmasını sağlamak gerekiyordu. Sistemi talep ederken, çok ciddi alarmları olmasını, bu alarmları proaktif şekilde vermesini ve bizi otomatik olarak bazı konularda haberdar etmesini istedik. O zaman kaynaklarımız biraz daha dardı. "Ne yapabiliriz?" diye düşünürken 2003 yılının sonunda bir şartname hazırladık ve Tivoli ile de bu şartname sonrasında açtığımız ihale sürecinde tanıştık. Ürünler arasında yaptığımız inceleme sonucunda da Tivoli ile yolumuza devam etmeye karar verdik.
Tivoli'yi tercih etme nedenleriniz nelerdi?
İhale sürecinde tercihlerimizi ortaya koyduk. IBM'in tüm beklentilerimizi karşılayan ileri teknolojisi ve rekabetçi anlayışı Tivoli'yi diğerleri arasında öne çıkardı. IBM için şöyle bir genellemeyi çok rahatlıkla yapabilirim. IBM'in ürün yelpazesi çok geniş ve aradığımız teknolojilerin, çözümlerin karşılığını bulabiliyoruz. Açıkçası, Tivoli'nin tüm adaylar arasından sıyrılmış olması bizim için sürpriz olmadı. Fiyatları ile de beklentilerimize karşılık verdiler.
Genel olarak beklentilerinizi biraz daha açabilir misiniz?
Tivoli çok geniş bir ara katman sunuyor, üzerine birçok ihtiyacınızı konumlayabiliyorsunuz ama bizim asıl beklentimiz ağ üzerindeki ekipmanlarımızı, hatlarımızı ve sunucularımızı sürekli olarak izleyebilmek, bunlar üzerindeki tüm verileri merkezi bir veri tabanında toplamak ve bütün bunların raporlarını kesintisiz olarak alabilmekti. Bunların yanında başka bir beklentimiz de çıkan sorunlara tek bir konsoldan müdahale edebilmekti. Şu anda bütün sunucularımızda Tivoli agent dediğimiz yazılım parçacıkları var, hatta yeni talep ettiğimiz sunucuların tamamını da Tivoli agent yüklü olarak alıyoruz. Başa dönecek olursam, beklentilerimizi "tek bir konsoldan izleme, çıkan sonuçları tespit edebilme ve bunlara zamanında müdahale edebilme" olarak özetleyebilirim.
Elbette yönetme kolaylığının da olması gerekiyordu, değil mi?
Elbette, zaten bu özelliği nedeniyle birçok ürünü talep ederken mutlaka Tivoli entegrasyonunun da olmasına özen gösteriyoruz. Bir router ile bir sunucu farklı konseptlere, görevlere sahip farklı cihazlar ama her ikisini de Tivoli üzerinden yönetebiliyorsunuz. Tivoli çok geniş bir deniz, çok daha fazla yararlanabilmek için, yakın zamanda Tivoli'ye adanmış uzmanlardan oluşan bir ekip kuracağız. Bu bizim için gerekli hale geldi, çünkü SSK artık üç kurumun birleşmesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu'na dönüştü ve yönetmemiz gereken ağ daha da büyüdü.
Sahip olduğunuz ağı yönetmenin sizin için ne kadar kritik olduğunu nasıl tanımlarsınız?
Yaklaşık üç yılın sonunda kazandığım deneyime göre, her şey performans ve kapasite anlamına gelmiyor, performans bizim gibi kurumlar için şarttır, ancak yönetemediğiniz hiçbir ekipman sizin değildir. Tivoli, bu nedenle çok kritik bir rol oynuyor. Sadece performans odaklı gidip, yönetimi geri planda bıraktığınızda sorunların önüne geçemezsiniz.
Eğer vatandaşı müşteriniz sayarsak, onların memnuniyeti için de, Tivoli kritik bir rol üstlenir mi?
Diyelim ki herhangi bir kentteki Sigorta Müdürlüğünün hattı koptu. Tüm işlemlerimiz bilgisayar üzerinden yürüdüğü için hattı kopan şubede işlem yapılamaz hale geliyor. Böyle zamanlarda müşteri memnuniyetsizliği ile karşılaşıyorsunuz. Tivoli'de, Türkiye haritası üzerinden izleme yapabildiğimiz büyük bir konsolumuz var. Hattımız gittiğinde, sunucumuz devre dışı kaldığında veya bir sorun oluştuğunda, hemen görebiliyoruz ve daha o sorun müşteriye yansımadan sorunu giderebiliyoruz. Sonuç olarak konuştuğumuz her şey müşteri memnuniyeti ile doğrudan ilgili. Tivoli, kurumumuzda verimliliğe hizmet ediyor, verimlilik de vatandaşlarımızın memnuniyeti olarak bize geri dönüyor.
Tivoli'ye karar verip hayata geçirme süreci içinde IBM'le ilişkilerinizi değerlendirebilir misiniz?
IBM'le ilişkilerimizi sadece Tivoli ile tanımlamak, çok dar bir çerçeveyle kısıtlanmak olur. IBM'le biz birçok alanda çalışıyoruz, hatta şu anda kullandığımız ana sistem IBM'in, aynı şekilde açık tarafta yeni yazdığımız uygulamaların birçoğunu Java ile yazıyoruz ki burada da IBM'in platformunu kullanıyoruz. IBM'in destek kadrosunun çok yetkin olması, eleman sirkülasyonunun neredeyse yok denecek kadar nadir olması, yıllardır aynı kişilerle muhatap olmamız bizi çok memnun ediyor. Bir kamu kurumu için çok önemli olan bu yaklaşımı sadece IBM'de bu kadar net görebiliyoruz. IBM'in bir teknik uzmanı varsa, üç yıl sonra da aynı teknik uzmanla sorununuzu konuşabiliyorsunuz. Zaten IBM'in teknolojiye dünyada yön veren en büyük Ar&Ge yatırımlarını yapan bir kuruluş olması nedeniyle, teknolojilerine olan güvenimiz de tam. SSK gibi kurumların muhatabı yine kurumsal şirketler olmak durumunda. IBM'in bu anlamda doğru adres olduğuna inanıyorum.
|
|
|