Akbank, 2002 yılında başlattığı Değişim Projesi çerçevesinde şube alt yapısından doküman yönetimine kadar pek çok uygulamayı yenilerken, ihtiyaçlarına kolaylıkla yanıt verebilecek, güvenilir bir sunucu platformu sağlamak üzere bir arayışa girdi. Sürekli gelişen ve yenilenen, daima geleceği öngören teknoloji anlayışı Akbank'ı açık sistemlere yöneltti. Açık sistem alternatifleri içinde IBM pSeries sunucularını tercih eden Akbank uzmanları, bu sunucuların teknik özelliklerinin kendilerine önemli avantajlar sağladığını belirtiyorlar.
IBM'in pSeries sunucuları ile güvenilir, 7/24 çalışacak bir sistem altyapısı kurduk. Şube sistemimizi ve şubelerde yapılan bütün işlemlerin merkezde toplanmasını sağlayan Operaktif uygulamamızı IBM pSeries makinelerin üzerinde çalıştırıyoruz. Daha sonra gündeme gelen yine aynı seriden P5 sunucularının alımındaki en önemli etkenlerden birisi de ihtiyaç durumunda sistem kaynaklarının anında hizmete sokulabilmesiydi. Bu bize, özellikle bayram, yılbaşı öncesi veya vergi ödemesi günleri gibi bankacılık açısından kritik olarak nitelendirdiğimiz yoğun günlerde büyük kolaylık sağladı.
AYŞEGÜL AKGİL (on the left): Akbank Bilgi Teknolojileri Sistem Yönetimi Grup Müdürü
HASAN YARDIM (On the right): Akbank Bilgi Teknolojileri Sistem Yönetimi Unix Grubu Sorumlusu Müdür Yardımcısı
1948 yılında kurulan Akbank, 2002 yılında peş peşe hayata geçirdiği değişim projeleriyle birlikte Türkiye'nin en büyük ve en karlı özel sektör bankası olma hedefine 2004 yılsonu itibariyle ulaşmış bulunuyor. Bu hedef doğrultusunda, şube işlemlerini merkezileştirme ve kurumsal doküman arşivi ihtiyacını karşılamaya yönelik uygulamaları başlatan Akbank, yeni kapasite ihtiyaçları doğrultusunda sunucu donanım altyapısını da yeniledi. Açık sistemler üzerinde devam etmeyi stratejik olarak benimseyen kuruluş, Unix tarafında IBM pSeries sunuculardan yana karar verdi ve önce 2004 yılında IBM pSeries 690 model sunucular, ardından da 2005 yılı Ağustos ayında iki adet IBM pSeries P5 model sunucu aldı.
Konuyla ilgili olarak, Akbank Bilgi Teknolojileri Sistem Yönetimi Grup Müdürü Ayşegül Akgil ve Akbank Bilgi Teknolojileri Sistem Yönetimi Unix Grubu Sorumlusu Müdür Yardımcısı Hasan Yardım ile görüştük.
Ayşegül Hanım, önce yöneticisi olduğunuz grubu tanıtabilir misiniz?
Ayşegül Akgil: Akbank'taki mainframe ve açık sistemlerin kuruluş, satın alma desteği, daha sonra çıkan problemlerin çözümü ve yeniliklerin devreye alınması bizim sorumluluğumuzda. Dolayısıyla, 2002 yılında başlatılan Akbank Değişim Projesi kapsamında, açık sistem tarafında gündeme gelen Unix tabanlı sunucularımızla da ilgileniyoruz. Bütün Unix sistemlerinin sistem yönetiminden ve ayakta durmasından sorumlu dört uzmandan oluşan ekibimizin başında ise Hasan Bey bulunuyor.
Hasan Yardım: Akbank'ta ilk 1999 yılında IBM RS6000 SP sistemleri kurulmuştur. O zamandan bu yana da bu alanda IBM ile uzun soluklu bir işbirliği sürdürülmektedir. Unix tarafında en büyük atılımı, 2003 yılında Değişim Projesi kapsamında yaptık.
İş ihtiyaçlarınız nelerdi, alım kararını nelere dayanarak verdiniz?
Ayşegül Akgil: Akbank'ın her alanda lider banka olma hedefi doğrultusunda başlattığı Değişim Projesi, şubelerdeki donanım ve yazılım altyapısını yenilemeyi gerektiriyordu. Öncelikle yazılım teknolojisinin değiştirilmesine karar verildi. Daha sonra buna uygun donanım platformu seçimine gidildi. Bu aşamada çeşitli alternatifler incelendi ve sonuçta donanım platformu için IBM seçildi. IBM'in Unix tabanlı pSeries sunucuları, ihtiyaçlarımıza yanıt verebilecek makinelerdi. Güvenilir, kesintisiz olarak 7/24 çalışacak bir sisteme ihtiyacımız vardı. Şube sistemimizi ve back office dediğimiz, şubelerde yapılan bütün işlemlerin merkezde toplanmasını sağlayan Operaktif uygulamamızı IBM pSeries makinelerin üzerinde çalıştırmaya başladık. Daha sonra gündeme gelen yine aynı seriden P5 sunucularının alımındaki en önemli etkenlerden birisi de ihtiyaç durumunda sistem kaynaklarının anında hizmete sokulabilmesiydi. Bu bize büyük kolaylık sağladı, çünkü özellikle bayram, yılbaşı öncesi veya vergi ödemesi günleri gibi bankacılık açısından kritik olarak nitelendirdiğimiz günlerde, diğer günlere göre daha fazla sistem kaynağına ihtiyacımız oluyor. Yeni donanım altyapısı bunu sağlayabiliyor.
Karar sürecinizde hangi teknik özellikleri araştırdınız?
Hasan Yardım: Sunucu alımlarında olsun, diğer yazılım alımlarında olsun, belirlediğimiz bazı standartlar vardır. Seçim aşamasında bir çok üretici firmayla görüşüldü, demolar izlendi. Belirlediğimiz kriterlere göre ihtiyaçlarımızı en iyi IBM teklifinin karşıladığı görüldü. Bizim temel bankacılık uygulamalarımız yıllardır mainframe üzerinde çalışmaktadır. Middleware denilen orta katman yazılımlar ise genellikle Unix sistemler üzerinde koşmaktadır. Bu durumda mainframe ile entegre olabilecek bir donanım altyapısı gerekiyordu. IBM bu açıdan diğer üreticilerden daha uygun çözümler sunmuştur. Bunun dışında 1999 yılından bu yana edindiğimiz olumlu IBM destek anlayışı da etkiliydi. IBM'in kısa zamanda sistemlere müdahale edebildiğini biliyorduk. Diğer bir kriter de bir çok projede IBM yazılımlarını kullanılıyor olmamızdı. 2003 yılında başlatılan projelerin büyük bir kısmı IBM yazılımlarına dayanıyordu. Bu da tabii işletim sisteminin desteğini başarılı kılmak için bizi IBM'in kendisini kanıtlamış Unix sunucularına yöneltti.
Sistemlerin performans değerlerini inceledik ve diğer üreticilere göre daha uygun bulduk.
Ne kadar bir sürede uygulamalar P5 sistemler üzerinde koşmaya başladı?
Ayşegül Akgil: En son aldığımız iki adet P5 sunucunun alınması ve hayata geçirilmesi kısa sürdü. Bizim şubelerimizdeki kullanıcı arayüzünün yenilenmesi ve şube işlemlerinin merkezileştirilmesini hedefleyen projelerimizi IBM pSeries Unix sunucuları üzerinde çalıştırmamız 2004'ün başında gerçekleşti. O zaman P 690 sistemler üzerinde çalıştırmıştık. Bu geçişler kısa sürede gerçekleştirilmiş ve dört ay içinde projelerin ana fonksiyonları devreye alınmıştır. Yeni şube projemiz, bir buçuk yıldır tüm şubelerde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Daha sonra aldığımız P 5 sunucularının siparişini ise Temmuz 2005'te verdik, Ağustos sonunda gümrükten teslim alınır alınmaz da hayata geçirdik. Bu sisteme ihtiyacımız vardı çünkü giderek gelişen ve artan projelerimiz kapasite açısından bizi zorlamaya başlamıştı.
Makineler size hizmet vermeye başladıktan sonra işinizde neler değişmeye başladı?
Ayşegül Akgil: Akbank'ın Genel Müdürlük dışında Maslak'ta kurulu olan Operasyon Merkezi’nde de bir sistem odası ve veri merkezi vardır. İlk önce orada çalışan bir projemiz için sistem kaynaklarının kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduk. Bu nedenle Maslak'a öncelik verildi ve alınan iki sistemden ilki Maslak'a kuruldu. Kapasite artışı ile hemen ilk pazartesi büyük bir rahatlama yaşadık. Ardından da Sabancı Center'daki kuruluş tamamlandı. İşlem istatistiklerimize bakıldığında, şube işlemlerinin hacminin her geçen gün arttığı görülmektedir. Bu artışın sistemlerimizde sorun yaratmadan karşılanabilmesi için IBM pSeries makinelerinin sağladığı olanaklardan faydalanmaktayız. Örneğin ilk başta CPU kullanımına yüzde 20 ile başladıysak, yüzde 30-40'lara çok kısa bir zaman içerisinde çıkmaya başladı.
Bütün bu teknolojik geliştirmelerle birlikte finans sektörü için biraz değerlendirme yapabilir misiniz? Nereye doğru gidiyor, teknolojide nasıl bir dönüşüm geçiriyor?
Ayşegül Akgil: Türkiye'deki finans sektörü, en başından bu yana bilgi teknolojilerine en çok yatırım yapılan sektörlerden biri olmuştur. Türkiye'deki büyük bankaların altyapılarının çok kuvvetli olduğunu ve teknolojik açıdan hiç bir Avrupa veya Amerikan kuruluşundan geri kalmadığını, hatta ileri gittiğini söyleyebiliriz. Bilgi teknolojileri uzun yıllardır bankacılığın temeli, omurgası durumundadır. Bizde de mainframe üzerinde çalışan temel bankacılık uygulamalarının, artık açık sistemlere doğru kaymaya başladığını görüyoruz. Bunun başlıca nedenini, maliyetlerin düşürülmeye çalışılması olarak görüyorum. Ayrıca Linux’un da bu çevrelerde çok fazla telaffuz edilmeye başlandığı görülüyor.
Linux konusunda sizin çalışmalarınız var mı?
Ayşegül Akgil: Biz Linux'u alternatif olarak değerlendiren bir bankayız. Linux üzerinde çalıştırdığımız projelerin sayısı çok kısa bir zamanda ciddi artış gösterdi.
Hasan Yardım: Şu anda veritabanlarını da Linux üzerinde çalıştırdığımız projelerimiz var. Bugüne kadar Linux'u genellikle Intel platformunda kullandık. Fakat IBM pSeries'in Linux da çalıştırabildiğini biliyoruz. Hatta bu platform üzerinde OS400 ya da yeni ismiyle i5 işletim sistemi de söz konusu olacak. IBM üç işletim sistemini tek bir donanım üstünde çalıştırabilme yetkinliğine sahip. Bu özellikten de yararlanabileceğimizi düşünüyoruz. 2006 içinde hem Power PC platformunda hem de P5 platformunda Linux'u tanıyıp görmek istiyoruz.
Müşteri memnuniyetinizi de değerlendirebilir misiniz?
Ayşegül Akgil: Satın alım kararından sonra makinelerin buraya gelme süresinin, IBM tarafından hızlı bir şekilde yapılması bizi çok memnun etti. Kuruluşta da yine IBM uzmanlarının desteği memnuniyet vericiydi. Daha sonra kullanıma geçtiğimizde, hiçbir desteğe ihtiyacımız olmadı, arkadaşlar eski bilgilerini de gayet rahatlıkla yeni ortamlara aktarabildikleri için hızlı bir şekilde yeni makinelerin kullanımına geçtik. Herhangi bir sorun yaşamadık ve beklentilerimizin karşılandığını gördük.
|